You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
(Son hali 18 Ekim 2007'de kabul edilmiştir.)
Bu makalede siberâlemin analitik ilişki üstündeki etkisinden bahsedeceğim. Bu konu hakkındaki düşüncelerim iki klinik tarihçeden yola çıkacaktır. İlk tarihçede, analizinin belli bir noktasında bana e-posta yollamaya başlayarak neredeyse “paralel bir ortam” oluşturan bir hasta olan Melania'nın vakasını anlatacağım. Elektronik postanın psikanalitik ilişkimizin sınırları içinde istila edercesine ortaya çıkışına bağlı olan ilişkisel dinamikleri anlatacağım. İkinci vaka Louis ise siberâlemi ruhsal bir inziva olarak kullanan, 25 yaşında şizoid kişilik örgütlenmesine sahip genç bir adamdı. Louis yıllar içinde bana, başta yıldızlar kadar uzak bir mesafeden, ayrıştırıcı anlar yaratma ihtiyacından bahsetmişti. Bu inzivaya çekilmeler Louis için bir transın niteliklerine sahip olabilen hareketsiz bir yatışma sağlıyordu: Hayat “askıya alınmış bir çizgi film” halinde duruveriyordu. Louis'nin, bilgisayarı insan-olmayan bir nesnenin içinde yaşama girişimi olarak ve kendisini ilişkisel ıstıraptan korumak ama aynı zamanda da mekanik bir anneye ısınmak için kullandığını görebiliriz. Melania teknolojiyi, her ne kadar dolaylı bir yolla olsa da, benimle iletişim kurmak için kullanmıştı; Louis için sanal alan, uykuyla uyanıklık arasındaki sınırda konumlanmış “ayrıştırıcı” bir inzivaydı ve analitik söylemimiz tarafından yıllarca dokunulmadan kaldı. Bilgisayar her iki hasta için de bir coşkusal düzenleme aracıydı ve analitik ilişki, bu araca zorlantılı kullanımdan nesnenin dönüştürücü bir şekilde kullanılmasına geçişi sağlayan, ilişkisel bir anlam vermeyi hedeflemişti.