You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
(Son hali 22 Şubat 2008'de kabul edilmiştir.)
Yazar, psikanalizin mevcut durumunu, artan kuramsal ve pratik çeşitlilik ile nitelendirerek başlar. Bu makalenin amacı, kuramsal çoğulluğun klinik uygulamaya olan derin etkisini ele almaktır. Seansta bir hastayla çalışırken analistin zihninde2 tarafsızca askıya alınmış dikkatten çok daha fazlasının olduğunu belirttikten sonra yazar, analistin bir hastayla çalışırken zihninde ne olduğuna dair eski ve yeni makaleleri gözden geçirir. Bu konunun çoğunlukla tek-kişilik bakış açısıyla ele alındığını ileri sürer. Bu bağlantı içinde ve klinik malzeme temelinde, “açık kuramların, örtük kullanımı” artalanı üzerinde, analistin zihninde nasıl hastanın eylem ve tepkileri ile belirlenen ve süregiden bir karar verme sürecinin yer aldığını göstermeye çalışır. Bir seansın analizini yapan yazar, kuramsal sebep ve pratik sebep kavramlarını tanımlar ve analistin zihninde açık veya örtük biçimde hangi kuramlar olursa olsun, bunların yerini sonunda pratik sebeplere bıraktığını ileri sürer. Aynı düşünceyi izleyerek, klinik ortamdaki geçerliliği, hasta ile analist arasındaki öznelliklerarası gerçekliğin toplumsal ve sözel nitelikli, geniş kapsamlı, sürekli ve tek bir süreç olarak birlikte inşa edilmesi süreci biçiminde tanımlar. Bu süreç gözlem ile iletişimsel ve pragmatik geçerliliğin karşılıklı yönlerini içerir. Sonuç olarak yazar, çalışmasına bu anlayışla bakıldığında, analisti tanımlayan uygun figürün zanaatkâr figürü olduğunu ileri sürer.