You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
(Son hali 3 Kasım 2008'de kabul edilmiştir.)
Bu makalede yazar, öznel zaman duygusunun kökenlerini anlamanın, özellikle daha ağır patolojilerde rastlanan ruhsal zamandaki bozukluklara ışık tutabileceğini savunuyor. Zaman duygusunun gelişmesinin köklerinin, “yankılanma zamanı” adını verdiği ilkel bir zaman duygusuna dayandığı tezini öne sürüyor. Yazar bu kavramla, anne ile çocuk arasında erken dönemlerde yaşanan, işitsel boyutun önemli bir rol oynadığı içselleştirilmiş “bir ileri bir geri gidip gelinen” alışverişin niteliğine göndermede bulunuyor. Literatürden ve klinik vakalardan verdiği kapsamlı örneklerle yazar, öznel zaman duygusunun anne ile çocuk arasındaki yankılanmadan doğduğunu öne sürüyor. Bu alandaki bozukluklar, zamanın patolojik bir şekilde “durdurulmasında” kendini gösterir ki bu olgu farklı patolojilerde, özellikle depresif konumla ve Oidipusçu durumla uzlaşma sürecinde karşımıza çıkar.
Yazar bu tezini genişleterek, rüya görmenin merkezinde bu “yankılanma” deneyiminin içselleştirilmesinin yattığını öne sürüyor; ona göre, içsel bir diyalog olarak anlaşılan rüya görme, hem anne nesnesiyle kurulan ilişkide yatan köklerine, hem de ruhsal yaşamdaki temel rolüne işaret etmektedir. Yazar son bölümde, “yankılanma zamanı” nın bir psikanalizin de temel taşı olduğunu, ruhsal zamanın “buzlarının çözülmesi” ne yol açıp, “şimdi ve burada” ile “o zaman ve orada” nın önü açık bir geleceği olanaklı kılacak esnek bir şekilde yeniden birbirine bağlanmasını sağladığını, bunun da analistin düşlemi ya da yankılanma zamanı aracılığıyla gerçekleştiğini savunuyor.