You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
(Son hali 17 Ekim 2007'de kabul edilmiştir.)
Yazar, analistin analizdeki ilk düşte ortaya çıkmasıyla simgeleştirmede karşılaşılan engellerden bahsediyor; ötekinin gerçekliği, gizlenmemiş bir şekilde betimlenen analistin görünüşteki kişi olarak tanınması dolayımıyla temsil ediliyor. Bu ilk düşün yorumlanması, analizde ötekinin gerçekliğinin anlamı üstüne düşüncelere yol açıyor: Bu gerçekçi temsil kesinlikle ruhsal dünyanın inşasında ötekinin işlevinin feshedilmiş olduğuna işaret ediyor. Benzer bir görüngü karşıaktarımda gözlemleniyor, analistin zihinsel süreçleri hastanın ruhsal dünyasının sadece kendi kendine üretilmiş yorumlarla yorumlanmasıyla önleniyor. Analist için de ötekinin gerçekliği yaptığı yorumun inşasında önemli bir rol oynamıyor. Beş yıl sonra görülen bir “dönüm noktası” düşü, analiz boyunca ötekinin yerine getirdiği dönüştürücü işlevin gücünü, kişisel ruhsal gerçekliğin inşasında gerekli olan bir üçüncü tarafın varlığının yerine geçen karakterleri temsil ederek kanıtlıyor. Yazar analist ile hasta arasındaki aktarım ve karşıaktarım değişimleriyle dışavurulan ötekinin ötekiliğinin, ki ötekilik kendi kendine yeten narsisistik işleyişin bozukluğu olarak yaşantılanıyor, karşılıklı inkârını inceliyor. Metin analitik ilişkide gerçekleşmiş olan dönüştürmelerin bir analiziyle sona eriyor.