You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Sayın Editörler,
Gabbard ve Ogden, onlardan beklendiği şekilde, anlayışları ve şiirselliği çağrıştıran söylemleri ile psikanalist olma yolculuğunu betimlemekte ve kişinin açık fikirliliğe doğru olgunlaşmasının yarattığı büyüme sancılarını dokunaklı bir biçimde aydınlatmaktadırlar. Kişinin psikanalist olurken ve kendi biricik kimliğini ve sesini geliştirirken yaşadığı zorluklara dikkat çekerek şöyle bitirirler: “Bizim deneyimimize göre, analist ne zaman dengesini kaybederse, o zaman en iyi analitik çalışmasını yapmaktadır” (bu kitapta Gabbard ve Ogden, s. 67-84).
Yazarların gözlemlerindeki bilgeliği takdir ederken, önce onun doğruluğunu teslim ettim, ta ki söze dökülmemiş başka bir ilkenin de doğru olduğunu düşünene kadar; o da şudur: Analist hastanın ve hastanın analizinin hizmetinde çalışır, analistin klinik çağrışımları, duyguları ve içgözlemi klinik çalışmanın hizmetine dahil edilmelidir. Bunların değişiklik gösterebileceğini zannetmiyorum.
Ancak yazarların çok değerli katkılarını okurken konuyu daha fazla düşünmek, zihnimin gerilerinde hissettiğim rahatsızlık duygusunu netleştirdi. Analitik süreci sunuşlarının karşıt bakış açılarını dışlamaması koşuluyla, yazarların söylediklerinin önemli ölçüde geçerli olduğu görülmektedir.
Yazarlar söylemek istediklerini berrak bir şekilde anlatmayı başarmışlardır ve tüm diğer olası görüşleri aynı anda yazmak zorunda değildirler. Yine de, klinik ortakların analitik bir üçüncü geliştirmelerinin ve deneyim ile dilin bu ikili tarafından ortaklaşa-yapılandırıldığının vurgulanması; hem her klinik çiftte biricik biçimde tek-kişiye özgü olanı, hem de analiz yapılan ofiste iki ayrı insan tarafından deneyimlenen öznelliklerarası olanın önemini azaltan ya da bulanıklaştıran bir okuma ya da yanlış okuma tehlikesi oluşturabilir.
Postmodern öznelliklerarası kavramının revaçtaki aşırılıkları öylesine güç kaybetti ki, artık her kişinin biricik karakterinin yeri ve bunun sonucu olarak kişinin aktarımlarının tekilliği, eşit derecede özel bir birey