You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
(Son hali 1 Aralık 2008'de kabul edilmiştir.)
Psikanalitik literatürde, analistin can sıkıntısı yaşantıları üzerine, özellikle ilkel zihinsel durumlarla çalışan yazarlar tarafından yapılan pek çok dağınık gönderme vardır. Bu makalede yazar, bu geniş kapsamlı görüngünün farklı yönlerini birleştirmek için bu göndermelerin bazılarını bir araya getirmeye ve bunun ortaya çıkardığı bazı klinik mesele ve ikilemler üstünde düşünmeye çalışmaktadır. Analizdeki can sıkıntısı deneyiminin, ruhsallığın gizlenmiş, kapsüllenmiş bir kısmıyla karşılaşmaya yönelik bir tepki olabileceği ileri sürülmektedir. Bu kısım zihinsel faaliyetin askıya alındığı ve deneyimin anlamsız kaldığı, iki-boyutlu bir deneyim alanıdır. Bu, çorak bir yoksunluk alanıdır, ruhsallığın otistik çekirdeğiyle bir karşılaşmadır. Ancak can sıkıntısı, aynı zamanda umutsuzluğun deneyimsel dı-şavurumudur, coşkusal anlamda var olmayan birincil nesneyle ilkel nesne ilişkilerinin yeniden yaşanmasıdır. Birey analize boşluğu ve ıssızlığı getirerek, içinde bulunan ve ruhsallıkla bütünleştirilmesi gereken boş, duygusuz ve ölü iç nesne için alan açar. Bu iç nesne, hastanın iç dünyasının hayati bir kısmı, tarihinin bir parçasıdır ve boşluğu yok etmek için ne silinebilir, ne de doldurulabilir. Bu durum, otizm spektrumunda bulunan hastalardan elde edilen klinik malzeme, travma sonrasında verilen otistik tepkiler ve nevrotik hastalardaki otistik engellerle örneklendirilmiştir.