You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
(Son hali 9 Şubat 2009'da kabul edilmiştir.)
Yazar, 70 yaşından sonra bir psikanaliz veya psikoterapinin hastanın son yıllarının tüm yaşam yolculuğu içinde doğru konumlanmasını sağladığını ve böylece içsel tarihi yeniden inşa eden büyüleyici bir deneyim olduğunu klinik örneklerin yardımıyla göstermektedir. Konu, sıklıkla ölümü uzakta tutma yanılsamasıyla felç olan zamanla, yaşamın gerçek tadını algılamak amacıyla, geçiciliğini hesaba katma arasındaki çatışmadır. Yaşamımızın farklı dönemlerini birbirine bağlamadan art arda sıralayarak ve böylece zamanın sonu olmadığı yanılsamasıyla edilgen bir biçimde, ya da farklı safhalarını iç içe geçirerek tutarlı tarihsel bir öykü oluşturarak etkin bir biçimde yaşlanabiliriz. Bu zaman temsili, yazarın “küçük ebediyet saniyeleri” olarak isimlendirdiği yaşantılara açık kapı bırakır. Bir şeyi -keyifli veya acıtıcı - derinden hissettiğimizde böyle anları hepimiz yaşantılayabiliriz. Böylece yaşamın kronolojik boyutunun ötesine geçen bir diğer niteliğini onu reddetmeden algılayabiliriz. Bu ebediyet saniyelerini algılamak ve yakalamada yaşlı kişilere yardım etmek onlar için çok değerlidir. Belki de bir ebediyet saniyesinde varlığını sezdiğimiz bir şeyi günlük hayat temelinde nasıl ifade edeceğimizi keşfedebilmek için, farklı dönemlerin kronolojisi içinden yaşantımızın an be an açılıp gelişmesini görmemiz gerekmektedir.