You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Fransız psikanalistlerin psikoterapi mevhumuna karşı nasıl çiftedeğerli duygular içinde olduklarını bence gayet güzel örnekleyen, artık eski sayılabilecek küçük bir hikâye vardır. Freud'un 1919 makalesindeki şu ünlü cümlenin Fransızcaya ilk çevirileriyle ilgilidir bu hikâye: “Terapimizin geniş çaplı uygulamasının bizleri, analizin som altınına kolayca doğrudan telkinin bakırını katmak zorunda bırakması da gayetle muhtemeldir.” Bu bağlamda, cuivre (bakır) kelimesi yerine plomb (kurşun) kelimesinin kullanıldığını görürüz. Nitekim 1990'larda bu metne referans verirken bakırdan bahsettiğimde Fransız meslektaşlarım itiraz ederek doğru kelimenin kurşun olduğunu bana “hatırlatmışlardı”! Bu hatanın düzeltilmesi için daha yeni tarihli çevirileri beklememiz gerekmişti. Fransızcada kurşun ve bakır kelimelerinin çok farklı yananlamları olduğu dikkate değer. Kurşun ağırlığı simgeler ve simyacıların kurşunu altına çevime çabaları gayet iyi bilinir. Altın kurşunla karıştırıldığında kurşun onun niteliklerini ortadan kaldırır ve insanın aklına Racine'in Athalie'deki ünlü dizesi gelir: “Comment en ce plomb vil l'or pur s'est-il changé [O som altın nasıl da adi kurşuna dönüşüverdi]”. Bakır ile altın ise tersine, mücevhercilikte ve metalürjide epeyi kullanılan bir alaşım verir. Bu çeviri hatasına bir dil sürçmesi gözüyle bakılabilir, kelimeler konusunda gayet itinalı olan Fransız dili ise çevirmen Anne Berman'ın bu dil sürçmesini hakikaten pek çabuk benimsemiştir; çevirmenin Marie Bonaparte'a yakınlığı belki de o kadar önemsenmeyecek nitelikte değildir! Bu olumsuz tutumun sebebi nedir?
Belki psikanalizin Fransa'da popüler hale geldiği II. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan değişimler bunu anlamamıza yardımcı olur. O dönemde psikanalitik psikoterapiler, ya belli yaşlara veya hastalıklara daha uygun hale getirilmek ya da halkın tedaviye olan büyük ihtiyacını karşılamak üzere, artmaya başlamıştır. Bunlar hastanın divana uzandığı, analistin onun arkasında koltuğunda oturduğu, haftada dört be