You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
(Son hali 8 Aralık 2009'da kabul edilmiştir.)
Bu makale analitik çalışmanın ve anlam düzeylerinin sürekliliğindeki üç noktayı tanımlamaktadır. Bu düşünce, derin benlik bozulmaları sebebiyle bir anlam atfetme yöntemi olarak daha geleneksel ve açıklayıcı yoruma karşılık tepki veremeyen otistik ve sınır durum çocuklarla yıllar süren çalışmalardan doğmuştur. Bu çocukların içe atma yetisi sınırlıydı. Yazar, daha önceki bir düzeyin -tanımlama ya da abartma yoluyla anlam verme- düşünmelerine yardım etme açısından daha etkin olduğunu öne sürmektedir. Bu makale, hastanın gelişim ve psikopatoloji düzeyine uygun olduğu sürece bu ikinci yöntemin ilkinden daha aşağı ya da yetersiz görülmemesi gerektiğini tartışmaktadır. Daha yoğunlaştırılmış üçüncü bir çalışma düzeyi -anlam üzerinde zorunlu bir ısrar- yetersizliğin sadece benlikte değil, kendilikte ve içsel nesnede de olduğu bir hasta ile örneklendirilmiştir. Öne sürülen, bu üçüncü düzeydeki meselenin -boşlaşmış hastalarla- duygu üzerine düşünmekle, hatta duyguyu tanımlamakla bile değil, duygunun kendisine erişmekle ilgili olduğudur. Makale, hem yazarın teknikle ilgili daha önceki görüşlerinin bazılarını geliştirme, hem de bunları daha geniş bir öncelikler şemasıyla birleştirme çabasını içermektedir.