You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
(Makalenin son hali 13 Eylül 2010'da kabul edildi.)
Antropologların özellikle Oidipus karmaşasını kavrama biçimleri, genel olarak psikanalizi kavrama biçimleri hakkında iyi bir örnek teşkil etmektedir. Hatta bu kavram, bilgisizlik, yanlış anlama, çarpıtma ve kamuflajın damgasını vurduğu bir dizi tepkiyi billurlaştırmış; aynı zamanda antropologların, daha ilk temaslarından bugüne kadar, çeşitli düşünce ekollerinin ve yazarların peşin hükümleri çerçevesinde psikanalistlere kuşkuyla bakmalarına sebep olmuştur. Psikanalistlerin bu durumda payı ne olmuştur ve antropologların psikanaliz temsillerine karşılık psikanalistler nasıl bir antropoloji temsili geliştirmişlerdir?
Bu makalenin amacı, söz konusu tartışmanın epistemolojik ve tarihsel koşullarını ortaya koymak, 1950'li ve 1960'lı yıllara kadar kronolojik bir çerçevede seyrini takip etmek, ve belli başlı üç kültürel alan (Britanya, ABD ve Fransa) arasındaki farklılıkları ortaya koyarak daha net bir tablo oluşturmaktır. Bundan sonra, araştırmamızı çeşitlendirip bazı yorumlayıcı hipotezler ortaya koymaya çalışacağız. Özellikle, iki disiplin arasındaki ilişkinin tarihini travma yaratıcı bir olayın başlatmış ve örgütlemiş olabileceğini, iki disiplini temas haline giren iki kültürle özdeşleştirdiğimizde bu olayın çoğul etkileri olan bir kültürel etkileşim durumu yaratmış olabileceğini düşünüyoruz: Burada, Freud'un etnografik olguları yorumlama yönündeki ilk büyük psikanalitik yaklaşımı hayata geçirdiği Totem ve Tabu'nun etkisi söz konusudur; Freud bu yaklaşım sonucunda, Oidipus karmaşasının evrenselliğini ilk sosyal kurumların köklerine yerleştirir ve bunların doğuşunda bilinçdışı süreçlerin varlığını tespit eder.