You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Zihin: Merhaba! Nereden çıktın sen?
Beden: Ne, yine mi sen? Ben Bedenim, istersen bana Soma* da diyebilirsin. Sen kimsin?
Zihin: Bana Psike/Ruh de - Psike-Soma.
Beden: Soma-Psike
Zihin: Birbirimizle bağlantılı olmalıyız.
Beden: Asla - mümkünse hayır.
Zihin: Hadi canım. O kadar da kötü değil, değil mi?
Dünya Sağlık Örgütünden bir Uzmanlar Komitesi 1964'te psikosomatik kavramıyla kastedilen iki farklı anlama dikkat çekmiştir. Bunlardan ilki, “hastalıklı organlara ve sistemlere dar anlamda odaklanmaktan uzaklaşarak hastayı toplumsal ve psikolojik çevresiyle inceleyen tibbın bütüncül bakış açısı” na atıfta bulunmuştur (Whitlock, 1976, s. 16). Bu yaklaşım, fiziksel hastalıkların tanı ve tedavisine daha insancıl ve bütüncül bir yaklaşım getirmeyi amaçlamıştır. Kavramın genişletilmesi aynı zamanda daha özel anlamının da kaybına yol açmıştır. Kavramın ikinci ve daha kısıtlı kullanımı ise onun psikolojik etmenlerin özel bir rol oynadığı varsayılan hastalıklarla sınırlandırılmasıdır. Kavram, yalnızca bazı hastalıkları tanımlamak için kullanıldığında tıbbın bütünleştirici yaklaşımına zarar verdiği için, Whitlock bu iki farklı kullanımın içerdiği paradoksa dikkat çekmiştir. Bu paradoks, şimdiye dek çözülmemiş biçimde kalmıştır.
Tanımı net olmaktan hala çok uzak olmasına rağmen “psikosomatik” kavramı artık yaygın olarak kullanılmaktadır. Belki, Whitlock'un, “oluşumunda, yinelemesinde ve artmasında coşkusal etkilerin önemli bir rol oynadığı durumlar” olarak tanımladığı psikosomatik durumlar tanımını benimseyebiliriz (Whitlock, 1976, s. 19). Bu, belirli bir hastalığın gelişiminde pek çok diğer etmenin (genetik, fiziksel, çevresel, vb.) olası birlikte