You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
20 Eylül 2013'te yayına kabul edilmiştir.
Neden daha çok kişi psikanalize girmiyor ve daha çok kişinin girmesini nasıl sağlayabiliriz? sorularına cevap bulabilmek üzere, analistin analizin başlamasını engelleyen kaygılarına dikkat yöneltilmiştir. Makalenin ana odağı, analistlerin, hastanın özelliklerine bakılmaksızın neden psikanalizi başlatmaya karşı dirençli olduklarını nasıl anlamamız gerektiğidir. İki yabancının bir araya geldiği öngörüşmeler her iki tarafta da güçlü coşkusal tepkileri harekete geçirir. Bu tepkilerle baş etmenin bir yolu, analist olarak orada var olmak yerine savunmacı şekilde tanı koymak, değerlendirmek ve dışlamaktır. Öngörüşmenin analitik çerçevesi belirsizdir; bu çerçevenin açıklığını ve tahmin edilemezliğini karşılayabilmek için ise sağlam bir analitik işleve ihtiyaç vardır. Kırılgan bir psikanalist kimliği, analistin analiz uygulamasını başlatmaktaki başarısızlığının en önemli nedeni gibi görünmektedir; sağlam bir analiz işlevinin gelişmesi ve sürdürülmesi yıllar alır; o sırada analitik çalışma analistte rahatsız edici coşkusal tepkilere neden olmaya devam eder. Analist kimliğinin hassasiyetinin bir nedeni de, tümgüçlü ve ulaşılması olanaksız analiz ülküsünü besleyen psikanaliz tarihiyle bağlantılıdır. Bu nedenle ikna olmuş bir şekilde analizi önerebilme çabalarının öngörüşme sürecinde başka yönlere saptığına şaşmamak gerekir. Daha çok analiz hastası olması için, hastalarda analiz edilebilirlik denen özellikleri arayıp durmaktansa, analitik kimliği güçlendirmek üzere içsel engellerle yüzleşmenin daha iyi bir yol olduğu öne sürülmektedir.