You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
18 Haziran 2013'te yayına kabul edilmiştir.
Bu makalede yazar, analistin bedeninin çerçevenin cisimleşmiş bir özelliği olarak kavramlaştırılmasının faydalı olup olmayacağını sorguluyor ve bunun özellikle sembiyotik aktarım geliştiren hastaları ve analistin bedenindeki herhangi bir değişikliğin hastanın dengesini derinden sarstığı durumları anlamada yardımcı olabileceğini ileri sürüyor. Böyle vakalarda hastanın analistin bedeniyle çerçevenin bir “sabiti” olarak somut ve özel bir ilişki kurması gerekir, bu nedenle de analizde bunun hasta için anlamına uzun süre ulaşılamaz. Görünümü ya da bedensel durumundaki değişiklikler yüzünden analistin bedeninin ayrı olduğunun farkına varması, hastanın içindeki ilkel kaygıları harekete geçirir. Hastanın analistin bedenini kendi zihnini daha ileri seviyede keşfetmek için kullanabilmesi ancak analistin bedeninin hasta ile analist arasında dinamik bir değişken haline gelebilmesiyle (yani sürecin parçası olmasıyla) mümkün olur.