You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Sayın Editör,
Yakın zamanda İsviçre Psikanaliz Cemiyeti'nde gerçekleştirilen tartışmalar yaşı ilerleyen analistle ilgili ilginç düşüncelerin ortaya çıkmasına neden oldu. İleri sürülen bu düşünce ve soruların bazılarını The International Journal of Psychoanalysis (Uluslararası Psikanaliz Dergisi) ile paylaşmak istiyorum.
Psikanalistin yaşının ilerlediğinin farkına varması, hastalarıyla çalışırken aynı anda birçok yaşta olması nedeniyle hayli özel bir süreçtir. Analist, bir taraftan dış gerçekliği dinlerken kronolojik yaşını dikkate alır, yani hayatının geçiciliğinin ve ölümünün kaçınılmaz olduğunun farkındadır. Ancak diğer taraftan analiz edilenin ruhsal gerçekliğini dinlerken aktarımda kendisine atfedilen düşlemsel yaşını da dikkate almaktadır. Bu şekilde hastalarının seanslarda kendisine bilinçdışı olarak yansıttığı farklı figürlerin yaşını benimseyebilir: Genç bir analist olgun bir hastanın oldukça yaşlı bir ebeveyniymiş muamelesi görürken yaşlı bir analist çocuk olarak görülebilir. Bu nedenle de psikanalist çalışması sırasında sürekli olarak kronolojik yaşı ile düşlemsel yaşı arasında gidiş gelişler yaşar. (Quinodoz, 2010, s. 170)
Yalnızca düşlemsel yaşını dikkate alan analist, zamanın geçişinden etkilenmiyormuşçasına tehlikeli bir tümgüçlülük duygusuna yenilme riskini taşır. Öte yandan yalnızca gerçek yaşını dikkate alan analist, hastalarının kendisine yansıttıkları kaygıların zehrini gidermek ve zaman duygusunu oluşturmada