You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Sayın Editörler,
Dr. Quinodoz (2013), analistlerin daha önce hakkında yayın yapmadıkları önemli bir konu olan emeklilik konusunu gündeme getiren mektubuyla bizlere yardımcı olmuştur. İnternet veritabanı Psychoanalytic Electronic Publishing (PEP), aktarım ile ilgili 1132 çalışmaya yer vermesine rağmen bu yayınlar arasında analistin emekliliği ile ilgili tek bir çalışma dahi yoktur. Quinodoz'nun Editöre Mektubu, analistin emekliliği konusunu ele almakta ve sorun yaratabilecek yönleriyle başa çıkmak için üç öneri sunmaktadır. Doğrulayıcı istatistiklere sahip olmasam da emeklilik konusunda yazmak bir yana, aslında çok az analistin emekli olduğunu zannediyorum. Yakın zamanda New York Times'ın emeklilik konusuna ayrılmış bir dosyasında (14 Eylül 2013) 85 yaşını hayli geçmiş olduğu halde, ne kendisinin ne de 80'lerinde, 90'larında hâlâ hasta görmeye devam eden diğer analistlerin izlediği yolu hiç sorgulamadan hasta görmeye devam eden bir analiste yer verilmektedir. Dr. Quinodoz bizi şu şekilde uyarıyor: “Yalnızca düşlemsel yaşını dikkate alan analist, zamanın geçişinden etkilenmiyormuşçasına tehlikeli bir tümgüçlülük duygusuna yenilme riskini taşır” (s. 793) ve şunu da ekliyor: “Düşünsel yetilerimizi yitirdiğimizde çoğunlukla eş zamanlı olarak bu kaybımızın farkına varma yetisini de yitiririz” (s. 794). Analitik cemiyet/enstitülerin çoğu, belki de hepsi, yeterliklerinin ötesinde uygulamalarına devam eden analistlerle karşı karşıyadır.
Neden bazı analistler yeterliklerinin ötesinde uygulamalarına devam eder? Hastalarının aktarımsal imgelerini kabul etmenin yanı sıra, en azından iki etken daha olabilir. Analist, psikanalist olmanın getirdiği itibar/doyumu sürdürme isteğinde/ihtiyacında olabilir. Bu ihtiyaç, gerçek yaşam kayıpları ve hastalıklarla, özellikle de meslektaşların ve arkadaşların kaybı ve hastalığı ya