You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Henüz yeni, görece az bilinen ve bazen de hoş karşılanmayan (çünkü burada narsisizm en olumsuz yanlarıyla ele alınmaktadır) ama yine de gerekli bir kavram olarak narsisist sapkınlık hem bir kesişim noktasında hem de aşırı bir uçta yer almaktadır. Bu kavram ruhsallık içi olan ile ruhsallıklar arası olanın, narsisizmin bireysel patolojisi ile ailesel patolojisinin kesişim noktasında ve sürekli ve yeniden araştırılan, gittikçe daha detaylı incelenen psikoz ile sapkınlık arasındaki yolun en ucundadır.
(Freud'un bütün eserleri içinde, 1927 ve 1938 yılları arasında fetişizme yaptığı katkıları anımsamamız gerekir. Özetle, fetişizm giderek artan oranda inkâr ve bölünmeye yol açar: İğdiş edilmenin inkârı ve benliğin bölünmesi. Bunlar Freud'un erojen fetişizmin kaynaklarını dayandırdığı mekanizmalardır. Şurası önemlidir ki, Freud fetişist sapkınlık ile psikoz arasındaki bağlantıyı bu inkârdan hareketle elde eder.)
Yine de, bu genel çerçeveyi derinlikli ve ayrıntılı bir şekilde ete kemiğe büründürmek için uzun bir yol katedilmesi gerekir. Göreceğimiz gibi, narsisist sapkınlığın erojen olmayan dışavurumunda özel bir tür inkâr rol oynar.