You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Winnicott'un “Çöküş Korkusu” (Fear of Breakdown) makalesi tamamlanmamış bir eserdir; enine boyuna geliştirilmiş fikirler sunmak yerine okurdan anlama meyleden bu çalışmanın sadece okuru değil, yazarı da olmasını bekler. Winnicott'un makalesindeki sıklıkla kafa karıştırıcı, bazen de anlaşılmaz olan görüşleri yazar şu yönde anlamaktadır: Bebeklik döneminde anne-bebek bağında bebeği, yönetemeyeceği coşkusal olayları kendi başına üstlenmeye mecbur bırakan bir çöküş yaşanır. Bebek bu ilkel ıstırap deneyimini atlayıp geçerek psikotik nitelikli savunma örgütlenmeleri geliştirir. Başka bir deyişle bu savunmalar, dış gerçekliğin yerine kendi yarattığı iç gerçekliği koyar, böylece bebeğin hayati önem taşıyan yaşam olaylarını gerçekten deneyimlemesi engellenir. Anne-bebek bağının çöküşünü bebeklikte gerçekleştiği sırada deneyimlemeyen birey, aslında olmuş olan, fakat kendisinin deneyimlemediği bir çöküşün korkusu içinde yaşadığı psikolojik bir durum yaratır. Yazar Winnicott'un düşüncesini daha ileriye götürerek, hastanın, korkusunun kaynağını bulma ihtiyacının itici gücünü, onun kayıp olan ve bütün olmak için bulması gereken kendilik parçaları olduğu duygusundan aldığını öne sürer. Yaşamından arda kalan ise çoğunlukla yaşanmamışlık hissi veren bir hayattır.