You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Uluslararası Psikanaliz Yıllığı'nın sekizinci sayısı olan 2016 derlemesiyle okurlarımıza yeniden merhaba diyoruz.
Geçtiğimiz bir yıl içinde ülkemizde ve dünyanın başka pek çok yerinde IŞİD ve benzeri örgütlerin kanlı saldırılarına acıyla ve dehşetle tanıklık ettik. Yeni sayımızın makalelerini seçtiğimiz, çevirdiğimiz, yayına hazırladığımız bir yıllık süreçte vahşeti ve boyutları giderek artan saldırılar yüzlerce insanın ölümüne, yüzlercesinin yaralanmasına neden oldu ve kuşkusuz hepimizin içinde derinden derine işleyen travma yaratıcı izler bıraktı. Her saldırıdan sonra insanlığın ortak yaşama, düşünme, yaratma ve üretme alanının hasar aldığını, Ötekilik kavramının aşındığını, ruh sağlığımızın koruyucusu olan geçiş alanlarının tahrip olduğunu görüyoruz.
Bu endişe verici ortam bu yılın temasını seçimimizde etkili oldu. Giderek yayılan yıkıcılık dalgasının yarattığı dehşet ve umutsuzluk duygusuna karşı psikanalitik olarak düşünme çabasına katkıda bulunmak arzusuyla “Ölüm Dürtüsü”nü 2016 Yıllığımızın ana teması olarak seçtik.
Bilindiği gibi Freud ölüm içgüdüsü/dürtüsü kavramını insanlığın en yıkıcı yüzünü gösterdiği iki Dünya Savaşı arasındaki umutsuzluk atmosferi içinde ortaya atmış ve geliştirmişti. Freud'un ilkin Uygarlığın Huzursuzluğu'nda (1920) öne sürdüğü, yaşam ve ölüm dürtüleri arasındaki çatışma mefhumunu, esas itibariyle Melanie Klein ileri götürdü. Klein'ın ruhsal olgunlaşma sürecini paranoid-şizoid konumla depresif konum arasındaki salınımla açıklayan kuramının temelinde yaşam dürtüsüyle ölüm dürtüsü arasındaki çatışmayı görebiliriz.