You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
28 Kasım 2016’da yayına kabul edilmiştir.
Freud'un kendi kendini analizinin keşiflerinin çoğunun merkezinde yer almasına rağmen, kendi kendini analiz halen karmaşık, tartışmalı ve anlaşılması zor bir uygulamadır. Kendi kendini analizin sıklıkla analizin sonunda görünmeye başlaması ve sonra sonlandırmaya uygunluğu değerlendirme ölçütü olarak kullanılmasına karşın ben hastanın tüm analiz boyunca kendi kendini analize karşı direncine eğilmeye çalışacağım. Hastanın kendi kendini analiz yetisinin analiz seansı içinde gelişiminin, formel analizin sonlanmasından sonra hastanın daha dolu bir hayat yaşamasını hazırlayarak onun büyümesine, yaratıcı ve bağımsız düşünmesine katkıda bulunduğu görüşündeyim. Sunacağım model, analistin karşıaktarımının farkına varılması ve kullanılmasıyla hastanın ve analistin kendi kendilerini analizlerinin kesişmesine dayanmaktadır. Odaklandığım nokta, analistin kendini entelektüel ve coşkusal açıdan tıkanmış hissetmesiyle sonuçlanan bilmemenin oluşturduğu belirli bir krize karşılık olarak analistin kendi kendini analizidir. Bu makale bir vaka çalışması değildir, ama belirli bir hastayla belirli bir seansta belirli bir yoruma ulaşmak için geçirdiğim sürece kısa bir bakıştır. Önce hem hastanın hem de analistin bel bağladıkları bilinçli olarak bilinen dirençlere yoğunlaşacağım.