You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Bu makale halüsinoz alanını ve dönüşümlerini Bioncu ve Bion sonrası bir perspektiften incelemek ve belli bir tür analiz çalışmasının hastayı nasıl halüsinozlu işleyişten simgeleştirme becerisine taşıdığını göstermek amacındadır. Yazar simgeleştirme becerisinin belirgin biçimde bozuk olduğu klinik durumları ele almakta ve böyle kişileri anlatmak için “Munch-hastalar” terimini kullanmaktadır. Yazar bu terimi seçerken, Munch'un bu tür hastaların yaşadığı sıkıntılara benzer yanları olduğunu gösteren biyografisinin düşündürdüğü metaforu temel almaktadır.
Bu düşünceleri geliştirmek için Alice vakasından yararlanılmıştır. Belli bir ruhsal acıyla başa çıkamayan hasta, bu acıyı halüsinoza dönüştürür. Alandaki coşkusal çalkantılarla yüz yüze gelen analist, bir seansta somato-ruhsal bir durumla doruğuna çıkan bir canlandırmanın parçası olur. Alice'in acısı, alanın hastalığı aracılığıyla ilişkiye dahil olur, tabiri caizse analistin halüsinozuyla sahneye çıkar, analist ise düşsel işlevleri aracılığıyla metabolik bir döngü başlatır.
Makalede, halüsinozun psikotik ve düşsel işlevler arasında bir köprü gibi görülmesi önerilmekte, somutluktan ve ham olgulardan gerçek coşkulara geçişi mümkün kılan düşsel işlevlerin önemi vurgulanmaktadır.