You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Uluslararası Psikanaliz Yıllığı'nın 11. sayısıyla okurlarımızın karşısındayız. Bu sayının anatemasını “Psikoz” olarak belirledik. 2019 derlemesinin psikoza dair bazı kuramsal ve klinik meseleler üzerinde düşünmeye alan açacağını umuyoruz. Örneğin, Freud'dan günümüze gelişen kuramsal ve klinik kavramlaştırmaların ışığında psikotik işleyişi nasıl anlayabiliriz? Farklı seviyelerdeki simgesel bozukluklara işaret eden farklı psikoz süreçleri nasıl ele alınabilir? Farklı kavramlaştırmaların yol açtığı teknik farklılıklar nelerdir? gibi.
Freud, çalışmasının başından itibaren nevroz ve psikoz arasındaki ayrımı netleştirmeye çalışır. Psikotik hastaların kendi benlikleri üzerine yaptıkları narsisist yatırım yüzünden aktarım geliştiremediklerini ve bu nedenle, bu hastaların psikanalize uygun olmadıklarını ileri sürer (Freud, 1914). Oysa, bazı analistler Freud'un Histeri Üzerine Çalışmalar'dan (1895) itibaren Kurt Adam (1918) ve Fare Adam (1909) vakaları da dahil olmak üzere nevrotik olarak nitelendirdiği hastalarının bir kısmında nevrotik süreçlerle psikotik süreçlerin yan yana işlediklerine dikkat çekerler.
Freud (1907) uygulamalı psikanaliz alanında yazdığı ilk metin olan “Jensen‘ın ‘Gradiva'sında Sanrılar ve Rüyalar”da ana karakter Hanold'un geçici varsanısal sanrılarını nevrotik bir belirti olarak ele alır. Freud, Hanold'un gerçekliğin inkârı ve benliğin bölünmesi gibi savunmalara başvurduğunu tespit etse de bunları ancak 1924 yılında psikoza has savunma düzenekleri olarak tanımlayacaktır. Freud 1911'de yargıç Daniel Paul Schreber'in otobiyografik anılarından yola çıkarak psikotik süreçlerin altında yatan düzenekleri