You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Son kırk yılda yardımla üreme alanındaki sosyokültürel değişimler ve gelişmeler yeni aile biçimlerinde artışa neden oldu. Sperm bağışı veya taşıyıcı annelik yoluyla oluşan hemcins ebeveynli aileler bunlara dâhildir. Bu ailelerde birbirini seven çift, üretken çiftle aynı değildir ve ebeveynler arasında cinsel farklılık yoktur. Toplumsal cinsiyet özdeşleşim sürecini ve kişinin kökenlerine erişim yolunu hala Oidipus karmaşası merceğinden anlayabilir miyiz? “Psikocinsellik”, “ilk sahne” ve “aile romanı” gibi Freudcu kavramların yanı sıra psikanaliz alanı, bağlanma kuramı ve yenidoğan araştırmalarındaki son gelişmelerle uyumlu olarak, bu makale Oidipus “karmaşasını”, ebeveynlerin anatomik özelliklerinden bağımsız Oidipus “karmaşıklığı” olarak yeniden ele almayı hedefliyor. Ne var ki, bu “karmaşıklık” ebeveynlerin bedenleri ve cinselliklerinin çocukların gelişiminde önemli olduğu iddiasından vazgeçmiyor. Yazarlar ebeveyn çiftinin sonucu olan üçüncü kavramı ile Oidipus karmaşıklığı fikrindeki kuşaklar içerisindeki konum kavramını devam ettirerek, çocuğun gelişim yollarının sadece onun Oidipus ve Oidipus öncesi düzeylerinin kesişimini değil, ebeveynlerinin erken dönem ilişkilerde yaşadıkları olayları ve onların toplumsal cinsiyetleri ya da cinsel yönelimleriyle belirlenmiş olması gerekmeyen kendi ebeveyn figürlerini içselleştirmelerini temel alacağını ileri sürüyorlar.