You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanalizde yorumun, alabildiğine geniş bir tefsir sorununun bir parçası olduğunu düşünebiliriz. Bu görüşü temel alan düşüncelerin genel olarak psikanalizi zenginleştirdiği yadsınamaz bir gerçektir. Ancak ben söyleyeceklerimi daha sınırlı tutuyorum, çünkü bu makalede beni ilgilendiren şey esas itibariyle analistin analitik durum içerisindeki yorumlama etkinliğidir. Sempozyum veya kongrelerde sunulan bildiriler çoğu zaman göz doldurucu ve keyifli olsalar da, her zaman pratiğe yönelik elle tutulur bir katkıları olmaz. Bu nedenle, esasen kendimi göz önünde bulundurarak ve biraz da hicivle, acaba çeşitli fırsatlarla gerçekleştirdiğimiz bu sözlü alışverişler, oyun gereği satrançta yapılan ve yalnızca satrançta işe yarayan, başka hiçbir şeyde kesinlikle işe yaramayan entelektüel işlemlere benzetilemez mi diye düşündüm. Şayet durum buysa, o zaman sempozyumlardaki etkinliğimiz sadece sonraki sempozyumlarda daha iyi fikir alışverişinde bulunmamızı sağlar. Elbette, bu varsayımı öne sürerken çekincelerim yok değil, fakat analitik tedavilerdeki somut yorumlama koşullarını göz önünde bulundurduğumuzda, dikkatimizi bu varsayıma biraz yöneltmemizde bir haklılık payı var gibi geliyor bana. Nitekim bir yanda toplantılarımızda kısmen fikirlerin çapraz döllenmesiyle meşruiyet kazanan yenilikler, kuramsal cesaret ve teknik cüretkârlık, diğer yanda ise temelleri sağlama alınmış olağan pratik arasında kuşkusuz verimli türden bir gerilim vardır.1 Dahası en yenilikçi, fakat aynı zamanda da en