You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Freud “Haz İlkesinin Ötesinde” (1920) makalesinde, tekrarlama zorlantısı ile derinlemesine işleme, gelişim ve değişime doğru yönelme arasındaki insani deneyimin içerisinde bulunan evrensel bir çatışmayı tanımlar. Freud aynı makalede, tekrarlamaya doğru bir çekimin sıklıkla sonlandırma sırasında baş gösterdiğini ve bunun hastanın kendisini analistten ayırmasında bir engel görevi gördüğünü ekler (Freud, 1920, s. 36). Freud'un döneminden beri analistler, sonlandırma sırasında görülen tekrarlamayı analitik süreçte evvelce aydınlığa kavuşmuş aktarımların yeniden canlanması olarak kavramsallaştırmışlardır. Çoğunlukla Oidipus nitelikli arzularla kayıp ve yası çevreleyen deneyim ve düşlemleri merkez alan bu aktarımlar, tam da analistten ve ona yüklenen arzulardan vazgeçilmesi gereken bir zamanda, belirli düşlemleri ve bunların kendine özgü arzu ve savunma oluşumlarını korumak adına sonlandırma sırasında tekrar canlanırlar (Ekstein, 1965; Firestein, 1974; Dewald, 1982; Rangell, 1982; Blum, 1989; Orgel, 2000). Freud'un düşündüğü gibi bu temaların yinelenmesi, bitirmeye karşı bir direnç görevi görürken aynı zamanda bu temaları daha ileri seviyede derinlemesine çalışmak için bir fırsat sunar.
Analistler bu oldukça derinlemesine işlenmiş, üst düzey tekrarlamalarla eş zamanlı olarak sonlandırma sırasında ilk defa ortaya çıktığı görülen, analitik gelişimi sekteye uğratan ya da onu ezen daha ilkel, ikincil bir aktarım akımının da sonlara doğru belirdiğini gözlemlemişlerdir. Bu gerilemeci hareket,