You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Mazoşizm tüm patolojiler için merkezi bir yerdedir ve bu kavramın klinik pratikteki önemi azımsanamaz. Bu konuda Freud'un kurduğu ilk bağlantı, mazoşizmin hâlâ haz ilkesi içinde işleyen bir bileşen ya da kısmi dürtü olduğu üzerineydi. Mazoşizmle dürtü kuramı arasındaki ilişki, farklı yazarların bu konuyu araştırmalarındaki başlıca kuramsal farklılıklara damgasını vurur. “Mazoşizm” kavramı, Freud'un mazoşizm üzerine 1924 tarihli makalesiyle aşağı yukarı çağdaş olan yaşam ve ölüm dürtüleri varsayımıyla ve “birincil” mazoşizmle “ikincil” mazoşizm arasında yaptığı ayrımla birlikte karmaşıklaşmıştır. Bu bölümde sunulan makalelere giriş niteliğindeki bu çalışmada hem yukarıda bahsedilen farklılıkların bazıları ele alınacak hem de birincil erojen mazoşizm, dişil ve ahlaki mazoşizm mefhumları araştırılacaktır. Aynı zamanda yaşam/ölüm dürtülerinin bağlanması/çözülmesi mefhumu ve üstbenliğin rolü gözden geçirilecektir. Novick ve Novick, Bourdin, Frank ve Persano'nun yazdığı farklı makaleler tanıtılacaktır. Bu makalelerde gelişimsel perspektifler, birincil mazoşizm, Benno Rosenberg gibi Fransız psikanalistler üzerine görüşler ve Klein'ın hem mazoşizm üzerine hem de beden, acı ve kendine zarar vermenin rolü üzerine düşünceleri ele alınmaktadır.