You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Bu makalede yazar, analistin, psikanalitik deneyimin bilinemez nihai gerçekliğine ve bastırılmamış bilinçdışına yaklaşma çabası üzerine düşünmektedir. Yazı, hem Freud'un “dikkat” kavramını hem de Bion'un gözlemin gücü üzerine yaptığı vurguyu kullanarak bu uğraşın birincil aracı olan sezgi kavramının klinik çıkarımlarını araştırmaktadır. Sezgi, genellikle Bion'un ruhsal gerçekliğin kavranması üzerine düşünceleriyle ilişkilendirilir. Aynı zamanda, Bion'un duyusal olmayan deneyimle karşılaşma yolunda, gerçekliğin duyusal yönlerinin askıya alınması gerektiğini vurgulaması da hayli kafa karışıklığına yol açmıştır. Bu makale, ayrıntılı klinik malzemenin yardımıyla sezgiyi, değişmez nihai gerçekliğe yönelmiş olmakla birlikte gerçekliğin duyusal ve ruhsal yönleri arasında gidip gelen paradoksal ve alıcı bir zihin durumu olarak betimlemektedir. Dahası, coşkusal hakikat daima akış halinde olduğundan sezgi, geçici haldeki gerçekliği kavrama yetisi olarak görülmektedir. Yazar, analistin sezgisi üzerine Bion'un geliştirdiği düşüncelerin izinden giderek “erken Bion” denilen dönemle “geç Bion” olarak adlandırılan dönem arasındaki sürekliliği örneklerle açıklamaktadır.