You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Bu makale kendisini trans olarak tanımlayan bazı gençler için geçiş beklentisinin ve/veya fiili geçiş sürecinin kendi içlerinde yanlış, acı verici veya travma yaratıcı hissettiren ancak henüz bilinç düzeyinde bu şekilde kabul edilmemiş bir şeyden uzaklaşmayı nasıl temsil ettiğine odaklanmaktadır. Bu şey, kendilik deneyiminin bedene hapsolmuş “kayıp” bir parçası haline gelir. “Kayıp” parçanın tanımlanması ve sahibine iade edilmesi sürecinin, doğuştan gelen bedeni metaforik ve gerçek anlamlarında derinlemesine çalışmayı gerektirdiğini öne sürüyorum; ki bu çalışma, bedenin içinde misafirperver bir yuvanın nasıl bulunacağı konusundaki özerk seçimin genişletilmesine hizmet eder. Money-Kyrle'nin üç “yaşam gerçeğine”, kişisel tarihimizin daima bedenleşmiş tarihimizi içerdiğinin altını çizmek için bir dördüncüyü, yani bedenleşmiş doğamızın kaçınılmaz gerçeğini eklemeyi öneriyorum, bu nedenle de doğuştan gelen bedenin bilinçdışında neyi temsil ettiğini derinlemesine çalışmanın önemini vurguluyorum. Ayrıca, toplumsal geçiş sürecini başlatmış gençlerle yapılan psikanalitik psikoterapilerde doğuştan gelen bedenin bilinçdışı anlatısının psikanalitik anlamda derinlemesine çalışılmasını kolaylaştırmak amacıyla, doğuştan gelen bedenin görsel temsilleri üzerinde derinlemesine çalışmak için fotoğrafların kullanımına değiniyorum. Bu görsel yöntemin kullanılmasının özellikle günümüzde trans gençlerin önemli bir azınlığını oluşturan otistik spektrumda yer alan gençlerin sürece katılımını sağlamakta faydalı olabileceğini ileri sürüyorum.