You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanaliz bireyi yorumlamak demektir. Bu açıdan bakıldığında insanın öznelliğine psikiyatriden ve psikolojiden çok daha fazla önem verdiği açıktır. Psikanaliz bireyden yola çıkarak bireye varır. Bir iç yolculuktur bu. René Char “gerçeğin iki kıyısı vardır” der. İç yolculuğun iki kıyısı psikanalist ve analizandır. Analizan analiz yaptıran değil yapandır. Çünkü aslında söz konusu olan Sigmund Freud'un dediği gibi analistin kendi bilinçdışını ötekinin söylemine bir ‘alıcı aygıt’ gibi sunmasıdır. Analizan bununla kendi iç yolculuğuna daha güvenli bir biçimde çıkacaktır.
Bu dergi/kitap dizisi bu iç yolculuktan, ancak yalnızca analizanlardan değil psikanalistlerden de söz edecektir.
‘Psikanaliz bireyi yorumlamak demektir’ dedik. Ama her şeyden önce ‘düşlerin’ yorumudur psikanaliz uygulamasını başlatan. Sigmund Freud'un psikanalizin temel yapıtlarından biri olarak sayabileceğimiz Düşlerin Yorumu'nun yayınlanışının yüzüncü yılında, ilk sayının dosyasını bu konuya ayırmaya karar verdik.
‘Psikanaliz Yazıları’ olabildiğince özgür bir tartışma ortamı yaratmayı amaçlıyor. O nedenle ve sorumluluğun yazarlara ait olduğunu düşündüğümüzden yayın yönetimi olarak teknik zorunluluklar dışında yazılara bir müdahalemiz söz konusu olmadı. Aynı şekilde yazarları dilin kullanımı açısından da özgür bıraktık. Bu nedenle örneğin bu sayıda yer alan bazı yazılarda düş kelimesi yeğlendi, bazılarında ise rüya kelimesi. Böyle bir özgürlük ortamı olmadan psikanalizin gelişemeyeceğini düşünüyoruz.
Sigmund Freud kendisini psikanalizi keşfetmeye itenin ‘gerçeğe duyduğu aşk’ olduğunu söylemiştir. Ama aslında bu bir meraktır, gerçeği merak etmek, ötekini merak etmek. Öte yandan, psikanaliz yalnızca ötekini merak etmek ve dinlemek de değildir. Aynı zamanda ötekine konuşmaktır. Dinlemek ve konuşmak… Ancak hangi dilde?
Psikanalizin dili, temel dildir. Bu iç yolculuk boyunca sahip olduğumuz en eski dil, kelimelerle bedenin bir bütün olduğu, şefkatle şiddetin kaynaştığı anne çocuk birlikteliğinin dili, yani bilin