You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Freud'un, rüyaları, özellikle nevrotik hastaların tedavisiyle ilişkili olarak, “bilinçdışına giden kral yolu” olarak değerlendirdiği iyi bilinmektedir. Ama bence, rüya yorumu, sınırda (borderline) hastaların anlaşılması ve onlarla yapılacak çalışmalar için de çok önemlidir. Sınırda hastalarla, benlik kırılganlığına (ego-fragility) sahip olduklarını dikkate alarak, klasik psikanaliz tekniğini [haftada 4-5 seans sıklığı, divan kullanımı, yorumlama ve berraklaştırma (clarification) gibi minimum müdahaleye bağlı kalmak] nadiren kullanmaktayız. Onun yerine, psikanaliz tarihinin son 75 yılında gelişen ve ilerleyen “değiştirilmiş (modifed) psikanalitik yaklaşımlara” daha fazla yer veriyoruz. Bu değiştirilmiş yaklaşımlara uygun görülen birçok etiket var: psikanalitik yönelimli psikoterapi, psikodinamik psikoterapi, keşfedici terapi (exploratory therapy) (Gunderson 1984), dışa vurumcu terapi (expressive therapy) (Kernberg, 1975) vb… Çok sayıda psikanalist bu çalışmalara katkıda bulunmuştur. Bunlar arasında Fransa'dan Serge Lebovici, R. Diatkine, P.C. Racamier, André Green, Colette Chiland, Daniel Widlöcher, Jean Bergeret; İngiltere'den Michael Balint, Melanie Klein, Herbert Rosenfeld, Harry Guntrip ve son olarak da Peter Fonagy ve eşi Anne-Marie Higgett; Amerika'dan Robert Knight, John Frosch, Elizabeth Zetzel, Melitta Schmideberg, Ralph Greenson,