You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanaliz Yazıları'nın elinizdeki bu ikinci sayısının dosyası ‘kadınlık’ konusuna ayrıldı. Kadınlık konusu psikanalizde zengin tartışmaların yürütüldüğü bir alandır. Psikanalizde kadınlık üzerine ilk görüşler Sigmund Freud'un metinleriyle gelişmiştir. Freud sonrasında ise onu izleyenler ve ondan ayrılanlar konu üzerindeki tartışmayı sürdürmüşlerdir. H. Deutsch ve M. Bonaparte Freud'un izleyicileri olarak fallik cinsel teklik (monisme sexuel phallique) görüşünü temel almışlar ve onun kadınlık üzerine görüşlerini geliştirmişlerdir. E. Jones, bu konuda Freud'dan daha farklı bir yol izlerken, K. Horney oldukça radikal bir kopuş gerçekleştirmiştir.
J. Chasseguet-Smirgel, 1964'de yayımlanan Kadın Cinselliği (La Sexualité Féminine) adlı kitapta, psikanalizde kadınların yeri ile psikanalitik literatürde ‘kadınlık'ın yeri arasında bir oransızlık olduğunu söyleyerek, meslektaşlarını konu üzerinde çalışmaya çağırmıştır. C. J. Luquet-Parat, B. Grunberger, J. Mc Dougall, M. Torok ve C. David ile ortaklaşa yayımlanan bu kitap, kadınlık üzerine psikanalitik araştırmaların tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Freud'un yöntemini izleyen araştırmacılar, kadınlık konusunu yeniden tartışmaya açarak hem eksiklikleri vurgulamışlar, hem de Freud'un görüşlerinin öneminin altını çizmişlerdir. Konuyla ilgili özellikle Fransız kadın psikanalistlerinin son yıllardaki katkılarını anmak yerinde olacaktır. F. Guignard, S. Faure-Pragier, M. Cournut-Janin, J. Schaeffer kadınsı/kadınlık ve annelik/kadınlık bağlamındaki çalışmalarıyla psikanalitik görüşleri geliştirmektedirler.
Kadınlık üzerine Freud sonrası görüşleri ilerideki sayılarımızda da tartışmayı sürdüreceğiz. Psikanalizin belki de geliştirilmeye en açık kuramsal alanlarından biri olan kadınlık konusundaki tartışmalara katkılarınızı bekliyoruz.
AYÇA GÜRDAL