You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Yaslanma (alm. Anlehnung, ing. Anaclisis, fr. Etayage)
Yaslanma psikanalitik kuramın temel kavramlarından olmasına karşın İngilizce çevirisinin yarattığı sorunlar nedeniyle anlam karışıklığı içindeki terimlerden biridir.
Almanca'da, günlük konuşma dilinde kullanılan “Anlehnung”, dayanmak, yaslanmak anlamına gelen “anlehnen”den gelir. Terimin İngilizce çevirisinde kullanılan “anaclisis” ise Yunanca “anaklinen” kelimesinden türetilmiştir. “Anaklinen” kendi üzerine kapanma demektir. Daha sonra diğer dillerde de kullanılmaya başlanan bu kelime 1945 yılında R. Spitz'in tanımladığı “anaclitic depression” ile kelimenin Yunanca kökenine uygun bir anlama kavuşmuştur. Spitz çocukluğun ilk yılında oluşan annenin ani kaybından sonra çocukta ortaya çıkan bir yas durumundan söz etmektedir.
Oysa Sigmund Freud “yaslanma” (Anlehnung) kelimesini kendi üzerine kapanma anlamında kullanmamıştır. “Yaslanma”yı ilk kez 1905'de Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme adlı yapıtında dürtü kuramından söz ederken tanımlamıştır. “Yaslanmak”, Freud'un cinsel dürtülerin kendini koruma dürtüleriyle olan ilişkisini belirlemek için ortaya attığı bir terimdir. Bebek, annesinin memesini emerken, hem beslenme gereksinimini giderir hem de psikoseksüel gelişimin ilk erojen bölgesi olan ağzın cinsel doyumunu sağlar. Cinsel etkinlik, başlangıçta kendini koruma yani yaşam amacına hizmet eden işlevlerden birine yaslanır ve sonraki bir döneme kadar bu işlevlerin yamacında seyreder. Cinsel dürtü daha sonra yani ikincil olarak bağımsız olur ve otoerotik hale gelir. Yaslanmak, kişinin kendini koruma dürtülerinin nesnesine yaslanarak aşk nesnesi seçmesi anlamında da kullanılır: yaslanma tipi nesne seçimi (alm. Anlehnungstypus der Objektwahl, ing. Anaclitic type of object-choice, fr. Choix d'objet par étayage).
İngilizce kullanımın neden olduğu bu kavram karışıklığı Fransızca çevirilerde terimin iki ayrı kelime ile karşılanmasıyla giderilmeye çalışılmıştır: Freud'un kullandığı anlamın karşılığı olarak payanda, dayanak, des