You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
2001 yazı, yıllar öncesinin bir televizyon dizisini hatırlatırcasına “uzun ve sıcak” bir yazdı. Ve nedense yalnızlığı hatırlatan çok şey vardı. Yaza Selçuk Altun'un Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir kitabıyla girdik, yazdan eski bir şarkının “Yalnızlar Rıhtımı”nın yeniden meşhur olmasıyla çıktık. Ekim ayı ise Selim İleri duyarlılığının başyapıtı ile geldi: Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak… Neden bu yalnızlık duygusu? Kim yalnız bıraktı bizi? Kimden ayrıldık? Sorunun yanıtı açık. Eşimizden elbette! Eş plasentadır. Doğumda göbek bağının kesilmesi bizi bize ait olan bir şeyden ayırır, eşimizden. Eş, Anadolu Türkçe'sinde plasenta, etene demektir. Jacques Lacan “insan (Homme) yapmak için yumurtayı kırmak gerekir” der, “tıpkı omlet (Hommelette) yapmak için olduğu gibi”. Eşimiz “alter ego”muzdur. Kaybettiğimiz kırılan kabuğumuzdur. Belki annemizi babamızı kaybetmeden çok daha önce kaybettiğimiz şeydir eşimiz. Göbek bağı kesilir ve tek başına kalırız. Eşsiz ve bağsız. Yalnızlık duygusunun temeli işte bu denli eskidir. Sigmund Freud ise yalnızlıktan değil, o muhteşem kendi başınalıktan söz eder. Babası ölmüştür, yazıları bilimsel çevrelerce soğuk karşılanmış, ona üniversitede kadro verilmesi reddedilmiştir. Böyle bir kendi başınalıkta psikanalizi yaratmıştır. Kendi başınadır, ancak yalnız değildir. Çünkü psikanaliz insana kendi başınalığa açılan yolu gösterir, yalnızlığa değil. Çünkü psikanaliz seansları iki yalnız insanın bir araya gelmesi değildir. Psikanaliz seansı olsa olsa “iki kişilik kendi başınalıktır”. Analizan ve analist bilinçdışlarını iki kişilik kendi başınalıkta birbirlerine sunarlar. Çünkü psikanalistler ne denli kendi başlarına ve elbette başına buyruk olsalar da yalnız değildirler. Ve yalnız psikanalist olmaz. Onlar yalnız olamazlar, başka psikanalistlere gereksinimleri vardır. İşte bu nedenle gruplar, dernekler, birlikler kurarlar. Didier Anzieu'nün dediği gibi “en çok dayanışanlar en çok kendi başına olanlardır”. Psikanalistler dayanışırlar. Çünkü bir araştı