You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
2002'nin ilkbaharında Psikanaliz Yazıları 4 ile karşınızdayız. İki yıl önce, 2000 yılında, bizleri birşeyler dürtmüş ve yaratma, oluşturma, kurma arzularımızın ortak ürünü olarak Psikanaliz Yazıları doğmuştu. Aynı dürtü rüzgârı, ülkemizin psikanalizine katkıda bulunmayı amaçlayan birçok ürünü de peş peşe ortaya çıkardı. Kongreler, sempozyumlar, kitap dizileri ve nihayet 30 Ekim 2001'de kurulan İstanbul Psikanaliz Derneği. Böylece, yüz yıllık bir gecikmeyle de olsa ülkemizde ilk psikanaliz derneği kurulmuş oldu.
Psikanaliz, her şeyden önce bir dil eylemidir. Dil ise sonsuz bir zenginlik demektir. Çünkü sözcükler her zaman şaşırtıcıdır. Hele sözcüklerin kökeni! Bu sayının dosya konusu olan “dürtü” sözcüğü, kökenini toplanma, derleme, devindirme anlamlarına gelen dür/tür'den alıyor. Bu sözcük, Türkçeye akraba bazı dillerde “merhem, yakı sürmek” anlamlarına da geliyor. Tam da derlenme, toplanma içinde olduğumuz ve yüzyıllık bir gecikmeye “merhem” bulduğumuz bir süreçte dürtü konusu gündeme geldi.
Dil, insan olmanın koşuludur ve kültürün temel öğesidir. Psikanaliz dile verdiği önem sayesinde insanbilimlerinin hemen tümünde kendine yankı bulmuştur. Öte yandan, insanı anlamaya yönelik bir düşünce olarak felsefeye de yakın durabilmiştir. Ancak psikanalizle ilgili olarak unutulmaması gereken bir diğer nokta onun bir kliniği olduğudur. Klinik tıbbi bir terimdir ve Yunanca “kliné”, yatak sözcüğünden gelir. Hastanın yatağı başında yapılan uygulamalar, tedaviler anlamında kullanılır. Kısaca hasta ve hastalığı çağrıştırır. Psikanaliz psikiyatrinin içinden bir klinik kaygı ile doğmuştur ve yatak başı değilse bile “divan başı” bir uygulama sunar.
Günümüzün en önemli psikanalistlerinden André Green son yapıtı Klinik Düşünce'de (La Pensée Clinique) klinik düşünceyi, uygulamalı deneyimden kaynağını alan özgün ve özgül bir mantık biçimi olarak tanımlar. Ona göre psikanalitik düşünce aynı zamanda klinik bir düşüncedir,