You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Bu yazı “Çocuk Nevrozunun Sorunları” başlığı altında Psychoanalytic Study of the Child (Cilt 9)'da yayımlanan bir tartışma nedeniyle ortaya çıkmıştır. Bu tartışma, Anna Freud'un çeşitli yazılarının bebek yaşamının çok erken dönemleriyle ve kişiliğin oluşumuyla ilgili olması nedeniyle günümüz psikanalitik kuramına önemli önermeler katmıştır.
Söylemek istediğim şey erken dönem anne-çocuk ilişkisi kavramını geliştirmektir, bu kavram başlangıçta çok üst derecede bir öneme sahiptir ve ancak zamanla, bebeğin bağımsız bir varlık olmaya başlamasıyla ikinci plana düşer.
Öncelikle Anna Freud'un “Moda Olan Yanlış Kavramlar” (Current Misconceptions) başlığı altında söylediklerini desteklemem gerekiyor. Hayal kırıklıkları ve engellenmeler anne-çocuk ilişkisinden ayrılamaz. Çocukluk nevrozunun nedenini annenin oral dönemdeki eksikliklerine bağlamak kolay ve yanıltıcı bir genellemeden başka bir şey değildir. Analiz, nevrozun nedenini daha çok ve derinlemesine araştırmalıdır. Bu sözlerde Anna Freud, genel olarak psikanalistlerce benimsenen bir bakışı ifade etmektedir.
Buna karşın annenin durumunu göz önünde bulundurarak daha çok şey elde edebiliriz. Bebeğin her dönemde uygun doğal doyumlara, kaygılara ve çatışmalara erişmesine olanak veren yeterince iyi (good enough) bir çevre olabileceği gibi, bebeğin gelişimini bozan ve yeterince iyi olmayan (not good enough) bir çevre de söz konusu olabilir.
Anna Freud genital öncesi örüntüyü (pregenital patterning) iki kişinin birlikte ulaşmak için bir araya geldiği “homeostatik denge” olarak