You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanaliz Yazıları'nın bu dosyasında psikanalisti, yani Sigmund Freud'un deyimi ile o üç olanaksız meslekten birini icra edeni tartışmayı hedefliyoruz. Bu bölümde psikanalisti kimliği, formasyonu ve psikanalitik uğraş sürecindeki konumu açısından ele alan yazılar okuyacaksınız.
Ülkemizde ilk psikanaliz derneği kurulduğuna, psikanaliz dergileri ve kitapları yayınlandığına, psikanaliz kongre ve toplantıları yapıldığına ve elbette en önemlisi psikanaliz artık uygulandığına göre psikanalisti tartışmanın da zamanı geldi. O nedenle sorduk bu soruyu: Hangi psikanalist?
Öte yandan psikanalisti sorgulamak temelde psikanalizi sorgulamak demektir. O nedenle “hangi psikanalist” sorusu, “hangi psikanaliz” olarak okunmalıdır. Çünkü psikanalistin olduğu gibi psikanalizin de kimliği tekil değildir.
Hangi psikanaliz sorusu da bizi zorunlu olarak bir başka temel soruya “hangi özne” sorusuna götürecektir. Özneyi nasıl tanımlıyoruz? Önce şunu söylemeliyiz, özne sözcüğü bazı psikanaliz akımları için geçerli bile değildir. Bu akımlar, birey-toplum ikileminden yola çıkarken, özne yerine benlik ya da kendilik sözcüklerini yeğlerler. Söz konusu bakış açısı, topluma uyum zorunluluğu ile kendilik yaratma arasında sıkışmış bir bireyi tanımlar. Oysa bir de özne var ve onu bilinçdışı arzuları ve dürtüleri ile ele almaya çalışan bir başka psikanaliz. Burada söz konusu olan Freud'un tanımlamaya çalıştığı karmaşık yapısıyla ve dilin başatlığı ile yapılanan öznedir.
Hangi psikanalist, hangi psikanaliz ve hangi özne? Bu dosyada bu sorulara verilmiş farklı yanıtları okuyacaksınız.
TALAT PARMAN