You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanalist olmak sürecine, eğitim ya da öğretim yerine formasyon (biçimlenme) demek daha uygundur. Elbette bu sürecin içinde eğitimi çağrıştıracak öğeler bulunabilir, ancak formasyon eğitime indirgenemez. Çünkü psikanalist olacak kişi, psikanaliz formasyonunda yalnızca psikanalitik kuram ve uygulamayla ilgili bilgileri öğrenmez, aynı zamanda ve asıl önemlisi bireysel analizi sırasında kendi ruhsallığı hakkında çözümlemelere ulaşır.1 Zaten, psikanalist olarak “biçimlenmeyi” sağlayan en önemli unsur da budur.
Psikanaliz formasyonunun temeli olan bireysel analiz, analist ve analizan arasında kişisel bir ilişki olarak gerçekleşir. Bireysel analizinde belirli bir noktaya gelen kişi, daha sonra psikanaliz formasyonunun diğer öğeleri olan analitik süpervizyonlara başlar ve psikanaliz seminerlerini izler. Formasyonun bu iki öğesi, süpervizyonlar ve seminerler, bir kurum çatısı altında yani psikanaliz derneklerinin formasyondan sorumlu birimlerinin bünyesinde yapılır. Böylece psikanaliz geleneğinin kuşaklar boyunca iletimi, divandan başlayarak ve onu tamamlayan diğer öğelerle birlikte sağlanmış olur.
Burada şu sorular sorulabilir? Psikanalizin okulu olabilir mi? Ya da psikanaliz formasyonunun yapıldığı kurumlara okul adı verilebilir mi? Bu soruyu yanıtlamadan önce okul sözcüğünün karşılığına bakmak gerekir. Sözlüklerde okulun iki tanımı dikkatimizi çekiyor. Birincisi okulu “okuma yazmadan en yüksek düzeyde bilim ve sanat bilgisi verilmeye değin çeşitli derecede toplu öğretimin yapıldığı, verildiği yer” olarak tanımlıyor. İkinci tanıma göre ise okul, “anlayışları, görüşleri