You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
İnsan yaşamında 10'lu yılların başlaması önemli bir aşamayı oluşturur. Çocukluk, özellikle fizyolojik özellikleri ile geride kalmış, ergenliğin “tüm çekiciliğinin” ve elbette “tüm sorunlarının” olanca ağırlığı bir gerçeklik olarak ufukta belirmiştir. Gizil dönemin, ilkokul yıllarının diyelim, sakin suları yavaş, yavaş hareketlenecek, “teen” yaşların çalkantıları başlayacaktır. Çocukluk gibi bu döneme de ilkler damgasını vurur. İlk diş, ilk sözcük, ilk adım çok gerilerde kalmıştır, ama ilk diploma bu dönemde alınacak, kimileri için ilk mesleki deneyimler çıraklık olarak bu yaşlarda yaşanacak, üretici cinsellikle yine ilk kez bu dönemde tanışılacak ve muhakkak ki ilk aşklar da bu yıllarda yürekleri sızlatacaktır. Yaşamla ilgili önemli seçimlerin yapılması onlu yaşların sonuna doğru bir gereklilik olarak bireyin karşısına çıkar. Eğer o zamana kadar yapılmamışsa meslek seçimi, yaşamın birlikte sürdürülmesinin en azından umut edildiği eşin seçimi, dünyayı kavrayış tarzının belirlenmesi bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bu döneme özgü yeni zorluklar, yeni sorunlar ortaya çıksa da, artık özgür, özerk ve kendi kendine yeten ancak aynı zamanda ötekilerle karşılıklı paylaşım ve tamamlayıcılık ilişkileri kurabilen bir birey olmanın dönemeci bu yaşlarda dönülecektir.
Şüphesiz bu dönemde her birey aynı yolu izlemeyecektir. Bazıları hızla büyümek, bir an önce erişkin yaşa ulaşmak isteyecek, ancak olgunlaşmanın bir zaman işi olduğunu bir duvara çarpınca anlayacaklar, çocuksu tüm güçlülüğün etkisinden kurtulamadıklarından, hazla gerçekliğin karşılaşmasını hayli yıpratıcı bir çatışma olarak yaşayacaklardır. Yaşamı hızlandırma çabasının zamanı hızlandırmadığını anlamak olgunluğun tanımlarından biridir şüphesiz. Başkaları ise, onlara önerilen “anayolları” yeğlemeyip, patikalar, kestirmeler, tali yollar arayacaklar, ancak onlar da Beat Generation gibi son kuşak olarak