You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Bu dosyanın hazırlık süreci diğerlerinden farklı oldu. İstanbul Psikanaliz Derneği üyeleri olarak Uluslararası Psikanaliz Birliği'nin (IPA) Türkiye komitesi ile birlikte sürdürdüğümüz eğitim etkinliği çerçevesinde psikanalizin ortaya çıktığı yıllara ait metinleri ve özellikle Sigmund Freud'unkileri ele alırken, Psikanaliz Yazıları için “psikanalizin doğuşu” üzerine bir dosya hazırlama düşüncesi ortaya çıktı. Ancak süreç içinde elimize ulaşan yazıların psikanaliz kurumunun doğuşu, başka bir deyişle psikanalizin kurumsallaşması üzerine yoğunlaştığını gördük. Ülkemiz psikanalizinin kurumsallaşması için çabalıyoruz. O yüzden çok şaşırtıcı değil bu. Elbette birçoğumuz psikanalizin kuramsal olduğu kadar, kurumsal konularıyla da yakından ilgileniyor. Üstelik biliyoruz ki, psikanalitik kurumun gelişimini psikanalitik düşüncenin gelişiminden ayırmak yapay bir çaba olurdu.
Burada karşımıza bireysel olandan grupsal olana geçişin güçlükleri çıkmaktadır. Sigmund Freud bireysel ruhsallığın çatışmalarını çözmeye çalışırken, grup ruhsallığının yol açtıklarına da önem vermiştir. Çünkü Freud, nasıl bireysel sorunlarını zorlu bir biçimde yaşamışsa, aynı şekilde kurduğu veya içinde bulunduğu gruplarda da benzer sorunlarla karşılaşmıştır. Psikanaliz tarihi bize kurumsallaşmanın grup ve derneklerin kurulması, toplantı ve kongrelerin düzenlenmesi, dergi ve kitapların yayınlanması ile olduğunu gösteriyor. Geleneğin oluşumuna çerçeve oluşturan ve onun bir anlamda garantörü olan psikanaliz kurumudur. Çünkü psikanalitik bilgi, teknik ve elbette psikanalitik çerçevenin iletimi kurumlar yoluyla olur.
Öte yandan, kurumsallaşmanın düz bir çizgi izlemediği, kimi zaman çatışma, ayrılık ve bölünmelere yol açtığını da biliyoruz. Ancak, bunların çoğu kez, kişiler arası sorunlar gibi gösterilmeye çalışılsa da,