You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanaliz Yazıları‘nın on ikincisi yayınlanırken, ülkemiz psikanalizinin de artık yeni bir dönemece girdiği müjdesini verebiliriz. Bu dönemeç ülkemizde Uluslar-arası Psikanaliz Birliği'ne (IPA) bağlı ilk kurumsal yapının oluşturulması için gerekli başvurunun yapılmış olmasıdır. İstanbul Psikanaliz Derneği kurucularından ve Paris Psikanaliz Kurumu üyeleri Tevfika İkiz, Elda Abrevaya, Levent Kayaalp ve Talat Parman Şubat 2006'da Türkiye'de IPA'ya bağlı bir çalışma grubunun (study group) oluşturulması isteğini IPA yönetim kuruluna ilettiler. Uluslararası Psikanaliz Birliği tüzüğüne göre çalışma grubu olarak adlandırılan ilk aşamadan sonra bu oluşumun bir dernek olarak IPA tarafından tanınması öngörülmektedir.
Böylece ülkemizde psikanalizin kurumsallaşması adına çok önemli bir adım atılmaktadır. Psikanaliz için kurumsallaşmanın önemine Psikanaliz Yazıları 10'da yayınladığımız yazılarda değinmiş ve psikanaliz formasyonunun ancak bir psikanalitik kurum tarafından yapılabileceği ve psikanaliz geleneğinin de ancak bu şekilde iletilebileceğinden söz etmiştik. Belki burada ülkemiz özelinde konuyu yeniden ele alabiliriz. Psikanalizin Türkiye'deki yüz yıllık gecikmesinin nedenlerinden birinin de kurumsallaşamamak olduğu düşünülebilir. Ülkemizde, psikanalizin kendini özgür ve özgün kılacak bir kuruma gereksinimi olduğu uzun süre göz ardı edildi ve psikanalizin psikiyatrinin, psikolojinin hazır kurumları içinde gelişebileceği düşünüldü. Yani psikanalizi geliştirmek arzusunda olanlar, psikanalizi yalnızca psikiyatr veya psikolog olarak çalıştıkları kurumlarda var etmek istediler. Özgür, bağımsız bir psikanaliz kurumu kurmadılar. Ancak bu kurumların kendi hiyerarşik yapıları, ast-üst ilişkilerinin dinamiği, ayrı bir gelenekten geliyor olmaları, psikanalizin gelişimi için olumlu bir zemin oluşturmadı. Buralardaki çalışmalar psikanalitik bilginin iletilmesinde