You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
12 Şubat 2007 Pazartesi günü saat 16.56'da e-mail adresime gelen kısa bir mektup, on üç yıllık çabamızın ilk meyvesini aldığımızı haber veriyordu. Uluslararası Psikanaliz Birliği (IPA) yönetim kurulu sekreteri Joanne Beavis “Yeni Gruplar Komitesi başkanı David Sacks adına, IPA yönetim kurulunun Ocak ayındaki toplantısında Türk psikanaliz grubuna çalışma grubu statüsü tanımak kararı aldığını size iletmekten memnunluk duyuyorum.”1 diyor ve halen görevde olan denetleme komitesi yerine kısa sürede yeni bir destekleme komitesi tayin edileceğini de vurguluyordu.
Bu kısa mektup yalnızca psikanalizin ancak psikanaliz kurumlarıyla geliştirilebileceğini ve bunun da Sigmund Freud'un kurduğu psikanaliz geleneğini izlemekle yapılması gerektiğine inanmış bir avuç psikanalistin çabalarının başarıya ulaştığını göstermiyor, aynı zamanda yüz yıllık bir gecikmeyle de olsa psikanalizin kurumsal olarak ülkemize gelmiş olduğunu müjdeliyordu.
12 Şubat 2007, yalnızca bir tarih değildir. Türkiye psikanalizinin öyküsü için bir dönüm noktasıdır. Bu öykünün ayrıntıları ileride şüphesiz yazılacaktır. Ancak burada bu gelişim sürecinde dönemeçleri oluşturan