You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
İlkbahar 2007, bize hoş ve ilginç bir rastlantı hazırladı: Baharlık kitap dizimiz Psikanaliz Yazıları 14 ve artık yayın yolculuğunu bağımsız sürdüren Psikanaliz Buluşmaları 2 eşzamanlı yayınlandı. Böylece, Psikanaliz Buluşmaları‘nın Kadınlık temalı metinleri ve Psikanaliz Yazıları‘nın Annelik ile ilgili yazıları biraraya geldi ve bu rastlantı, bize birbirinden ayrılmaz iki konuyu birlikte tartışma olanağını sundu.
Psikanaliz Yazıları‘nın ilkbahar 2007 sayısının dosya konusunu Annelik olarak önerdiğimde sürecin annelik kadar şefkatli ve kucaklayıcı geçeceğini, yazıları kolaylıkla ortaya çıkaracağımızı düşünmüştüm. Oysa süreç, şefkatli ve keyifli anların yanı sıra anneliğin bütün aşamalarındaki duygu yükünü de bize yaşattı. Doğum öncesi düşlemlerin güçlülüğü, doğum sancıları, doğum sonrasındaki mutluluk ve annelik/kadınsılık arasındaki çatışmalı duygular. Konu sandığım kadar kolay değildi ve psikanalitik olarak anneliği ele almak, beraberinde anneliğin ikili rolleri, çifte değerli duyguları ve kadınlık boyutuyla derin bir tartışma açıyordu.
Kadınlık ve Annelik; birbirinden hem farklı, hem de ayrılmaz bu iki yön, aşk içindeki kadını farklı roller arasındaki salınım ile başbaşa bırakır. Bu zor görevin başarılması tabii ki kadının kendi ödipal karmaşasının çözümü ile bağlantılıdır ama bu süreçte anneyi anneliğe ve çocuğa taşıyan; düşlemlerindeki ve yanındaki babanın da önemini vurgulamak gerekir. Bu üçgenin varlığı ve niteliği; bebeğin dürtüsel ve ruhsal gelişiminde belirleyici olmaktadır.
Bu bahar, annelik konusunu çeşitli yönleri ile ele almaya çalıştık. Freud ve onun bu konudaki görüşlerinin izleyicisi Hélène Deutsch'un katkılarının yanısıra, onların ardından gelen, özellikle son dönem