You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanalizin bireye ve bireysel öyküye verdiği önem biliniyor. Ayrıca, uzun süre bireysel bir uygulama olarak da görülmüştür. Ancak psikanalizin bireyin ruhsal gelişimini yakın çevresi ve özellikle ailesiyle bağlantılandırdığını da biliyoruz. O nedenle psikanalizin çığır açan kuramsal yaklaşımının bireysel uygulamanın dışında, grup ve aile terapisi alanlarını da etkilemesi kaçınılmaz olmuştur. Nitekim özellikle bir yandan çocuk ve ergen gibi özel yaş gruplarında, öte yandan psikanalizin ilk dönem ele aldığı patolojilerin dışındaki olgularla çalışıldığında psikanalist ve analizandan oluşan ikili çerçeveden, çoklu yapılara geçilmiştir.
Psikanalizin aile ile ilgilenmesi yalnızca bireyin ruhsal gelişimini incelemekle sınırlı kalmamış aileyi oluşturan bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini, aile dinamiğini de inceleme konusu yapmıştır. Bu alandaki klinik çalışmalara ve yapılan yayınlara yakından bakıldığında ailelerle yapılan psikanalitik çalışmaların oldukça zengin bir yelpaze oluşturduğu görülecektir. Ailelerle yapılan çalışmalardaki farklı yaklaşım ve uygulamaların bir yandan psikanalitik kuramı zenginleştirirken, bir yandan da özellikle çocuk ve ergen kliniğine önemli katkıları olduğunu da kabul etmek gerekir.
Ancak ailelerle yapılan çalışmaların psikanaliz ailesindeki yerinin tartışmalı olduğunu söylemeliyiz. Bu çalışmalara, psikanalitik aile terapileri, psikanalitik aile görüşmeleri, ailelerle psikanalitik çalışma, aile psikanalizi gibi farklı adlar verilmesinin bir nedeni bu çalışmaları yapan klinisyenlerin psikanalitik kurama yaptıkları göndermelere ve çerçeveye ilişkin tutumları olsa da, bir başka nedenin psikanaliz ailesinde nerede olunduğuyla ilgili olduğu da açıktır.
Bu tartışmalara bizler de katıldık ve Türkiye'de psikanaliz geleneğini