You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanalizin kuramsal alanda birçok temel keşfi vardır ama psikanalizi bir tedavi tekniği kılan en önemli keşfi “Aktarım ve karşı aktarım” kavramlarıdır. İki öznenin karşılaşmasında ortaya çıkan bu bilinçdışı karşılıklı etkileşim; ancak analitik bir çerçeve içinde ele alındığında ve analiz edildiğinde terapötik bir değer kazanır.
Psikanalitik kuramın gelişimini gözden geçirdiğimizde, aktarım ve karşı aktarım kavramlarının tanımında; temelde görüş birliği olmakla birlikte Freud'dan sonra bu tanımlara, farklı yorumlar getirildiğini görmekteyiz. Bu iki bilinçdışı hareket; analitik süreçte önceleri sorun alanı olarak görülmüş, ancak giderek önce aktarım daha sonra da karşı aktarım terapötik araçlar olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.
Hastanın analistine karşı hissettiği bilinçdışı duygular, arzular ve analistin bunların karşısında hissettiği bilinçdışı duyguların toplamı; yani aktarım ve karşı aktarım. Escher'in desenindeki gibi, iki ayrı kişinin, birbirine karışan sesleri ile ve kendi sesini ötekinin sesinde işiterek, ortak bir senaryoyu yazması: işte psikanalitik çalışmanın en özgün devinimi.
Bu sayıda çeşitli yönleri ile ele aldığımız psikanalizin bu iki temel kavramı; dergimizin ileriki bahar sayılarında da tartışılmaya ve katkılarınızı beklemeye devam edecektir.
AYÇA GÜRDAL KÜEY