You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Sigmund Freud ilk kez Şubat 1911'de İmago dergisinde yayınlanan “Mikelanj'ın Musa”sı adlı incelemesine şu satırlarla başlar:
“Şunu açıklayarak başlıyorum. Ben gerçek bir sanat uzmanı değilim, bu alanda basit bir amatörüm. Genellikle şunu fark ediyorum ki, sanatçının daha çok değer vermiş olduğu biçim ve teknik niteliklerinden daha çok sanat yapıtının derinliği beni çekmiştir.”
Sigmund Freud'un “uygulamalı psikanaliz”in önemli alanlarından biri olarak sanatı görmesi, bu konuda önemli yapıtlar vermesi onu izleyen psikanalistleri derinden etkilemiştir. Bu alanda psikanalizin yaptığı katkıların iki yönde geliştiğini söyleyebiliriz. İlk olarak psikanalistler, sanat yapıtının neden etkileyici olduğunu sorgulamışlar, onda güzel olanın, estetik olanın ne olduğunu saptamaya çalışmışlardır. Psikanalitik bir estetik kuramının temelleri böylece atılmıştır. Öte yandan sanatçının ruhsallığı ve yaratıcı süreç de başta Sigmund Freud olmak üzere birçok psikanalistin ilgisini çekmiştir. Sigmund Freud'un Leonardo da Vinci üzerine yaptığı inceleme yazısını buna örnek olarak verebiliriz.
Türkiye'de psikanalizi kurumsallaştırma hedefiyle yola çıkan İstanbul Psikanaliz Derneği üyeleri olarak, çalışmalarımızın ilk yıllarından beri gerek düzenlediğimiz etkinliklerde, gerekse yaptığımız yayınlarda sanatın birçok alanına yer vermeye çalıştık. Uluslararası İstanbul Psikanaliz Buluşmaları, Gençlik Üzerine Tartışmalar gibi etkinliklerimize konuşmacı olarak birçok sanatçıyı davet ettik. Ayrıca ülkemizin Yapı Kredi Kültür ve Sanat Merkezi, Akbank Kültür ve Sanat Merkezi gibi önde gelen kültür ve sanat kuruluşlarıyla ortak etkinlikler düzenledik. Bu etkinliklerde yapılan konuşmalar, tartışmalar birçok yayının konusu oldu. Ayrıca, derneğimiz tarafından her yıl verilen Psikanaliz Yazıları