You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
24-26 Ekim 2008'de Uluslararası Psikanaliz Birliği Kadınlar ve Psikanaliz Komitesinin (COWAP) kuruluşunun onuncu yılını, dünyanın birçok şehrinde olduğu gibi, İstanbul'da da kutlama olanağına sahip olduk. Kadınlar ve Psikanaliz Komitesi ile Türk Psikanaliz Çalışma Grubu'nun birlikte düzenledikleri bu ortak etkinliğin konusu “Annelik”ti. Etkinlikte sunulan konferanslar ve bunlara dair tartışmalar bu dergi sayısının dosyasını oluşturmaktadır. Dosyayı kapsayan yazılara giriş niteliği taşıyan bu “sunuş” metni ise, tartışmalar çerçevesinde konuya dair asıl sorunsalı yeniden düşünme ve tanımlama olanağını sağlamıştır. Bu anlamda Anat Palgi'nin “Özne olarak anne/öteki. Psikanalitik kuramda bir eksik” adlı konferansı tartışmalara damgasını vurmuş ve özne kavramını ana eksene oturtmuştur.
Böylelikle odak noktası, çocuğuyla narsisistik bir bütünlük yaşayan ve doyum içinde olan ve idealleştirilen anne figürü annelik işlevi sırasında fırtınalar yaşayan, sarsılan, seven ve nefret eden bir kadına yer değiştirmiş olur. Bu anlamda Winnicott'un bebeğinden nefret eden anneye dair yazdığı ve annenin işlevini analistin işleviyle kıyasladığı “Karşı Aktarımda Nefret” adlı yazısı annenin öznelliği açısından önemlidir.1 Ama öznelliğe bu yaklaşım, psikanaliz alanında “öznelliklerarası” olarak adlandırılan ama daha çok “benliklerarası” olarak nitelendirebileceğimiz bir bakış açısından farklıdır. Analitik alan analist ile analizan arasında imgesel düzeyde bir bütünleşme ve kaynaşmanın tersine, farklılaşmanın yeri olabilmeli ve burada analist üçüncü olarak simgesel konumunu muhafaza edebilmelidir. Bu anlamda özne ile benlik arasında bir karşıtlığa işaret etmekteyim.