You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Çağdaş psikanalizin önemli adlarından Christopher Bollas, 6 Aralık 2001'de Londra'da Freud Müzesi'nde “Freud ve Avrupa'nın Dışında Olmak” başlıklı bir konferans veren Edward Said ve onu yanıtlayacak Jacqueline Rose'u tanıtırken yaptığı açılış konuşmasına, “sürgün” konusunun bu ünlü Filistinli düşünürün temel sorunsalı olduğunu vurgulayarak başlar. 1948'den beri sürgünde bir Filistinli olan Edward Said'in konuşmasına yanıt verecek olan Jacqueline Rose ise sürgün bir ailenin üyesi olarak birçok yakınını toplama kamplarında yitirmiş bir Yahudi'dir. Konuşmanın yapıldığı yerin Sigmund Freud'un sürgün olarak gittiği ve yine sürgün olarak öldüğü kent Londra olduğunu da vurgulamak gerekir.
Bollas, Said'in şu sözlerine gönderme yapar: “Birçok kişi bir kültüre, bir çevreye, bir ülkeye ait olduğunun bilincindedir; oysa sürgünler en azından iki kültüre ait olduklarının… Ve bu çoğulluk bir eşzamanlı boyutlar bilincinin doğmasına yol açar ki bu bilinç, bir müzik terimini ödünç alırsak, kontrpuandır. Bir sürgün için yeni çevresindeki yaşamı, kendini dile getirme veya davranış alışkanlıkları, önüne geçilmez bir biçimde başka bir çevrede yaşadıkları ile zıtlık oluşturacaktır.”1
Christopher Bollas bu kavramın psikanalize de aktarılabileceğini düşünmektedir. Ona göre “Ruhsal kontrpuan” tanımlaması, ruhsallığın tüm unsurlarının birincil yerden başka bir yeni yere hareket etmesini betimler. Şöyle der Bollas: “Annesel düzenden babasal düzene geçmek, çocuksu ortamın imgesel dünyasından dilin simgesel düzenine geçmek bize sürgünle ilgili ilk deneyimini yaşatır; bu deneyim Proust'un yapıtının