You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Yaşlanmayı beklemeyen
Yoram Hazan’ın anısına…
Yaşam mı bizi bırakıyor yoksa biz mi onu terk ediyoruz? José Polar, Dominique Platier-Zeitoun ile birlikte psikanalistlerle yaşlılık üzerine yaptıkları söyleşileri topladıkları kitabın1 sonsözüne bu soruyla başlar. Polar'a göre varoluşun son anlarında belki tek değerli, belki tek olası sorudur bu. Sigmund Freud 1 Ağustos 1939 da kesin kararını verir, hasta görmeyi bırakır ve birkaç hafta sonra 83 yaşında ölür.
Onun, seksen yaşını aştıktan sonra da çalışmayı sürdürmesiyle kendisinden sonra gelen psikanalistler için bir örnek oluşturduğunu düşünen Platier-Zeitoun ve Polard, Winnicott'un “ölüme kadar yaşamda kalmak” sözünü de anımsatırlar. Sordukları soru şudur: Nedir bazı psikanalistleri ileri yaşlara kadar çalışmaya iten? Karşılarına önce Paul Eluard’ın ünlü şiiri çıkar: “devam etmenin çetin arzusu”. Psikanalistler söz konusu olduğunda, derin, ısrarlı ve o nedenle çetin de olan bu arzu, psikanalizi uygulamak arzusudur.
José Polard ve Dominique Platier-Zeitoun Yaşlanmak… psikanalistler anlatıyor başlıklı kitaplarında on dokuz psikanalistle yaşlılığı tartışırlar. Bu psikanalistlerden biri, Raymond Cahn seksenine geldiği halde çalışabildiğini söyler ve “eğer çalışmayı bırakırsam çok yazık olur, çünkü ne yaptığımı ancak şimdi anlıyorum” der. Oysa onunla hemen hemen aynı yaştaki bir başkası Anny Cordié ise uzun yıllar çalışmaktan yorulduğunu, artık yalnızlığı ve sessizliği aradığını söylemektedir. Bir diğeri, Claude Dumézil soruya soruyla karşılık verir ve “yaş olarak adlandırılan nedir?” diye sorgular. O nedenle Dumézil psikanalistlere psikanalizi uygularken yaşı parantez içine almalarını önerir. Conrad