You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanaliz Yazıları'nın “Sunuş” yazılarında ülkemiz psikanalizinden başarı haberleri vermek ve kutlamalarda bulunmak neredeyse bir gelenek haline geldi. Bu sayıda da yine çok önemli bir haberi sizlerle paylaşacağız. Uluslararası Psikanaliz Birliğinin (IPA) Yönetim ve Temsilciler Kurulu 28-29 Temmuz tarihlerinde Kanada'nın Ottawa kentinde yaptığı toplantıda, İstanbul Psikanaliz Derneği'ni Birliğe aday dernek olarak kabul etmiştir.
Nedir bu kararın önemi? Bu kararla İstanbul Psikanaliz Derneği, Türkiye'den Uluslararası Psikanaliz Birliği'ne katılan ilk dernek olmakta ve gerek Uluslararası Psikanaliz Birliği'nin gerekse onun bölgesel organı olan Avrupa Psikanaliz Federasyonunun karar mekanizmalarında oy hakkına kavuşmuş olmaktadır. Ancak bu kararın asıl önemli ve üzerinde durulması gereken sonucu özerk bir kurum olarak psikanalitik formasyonu vermek ve formasyon verdiği adayları psikanalist olarak tanımak yetkisini kazanmış ve sorumluluğunu yüklenmiş olmasıdır. Bu, ülkemiz psikanalizi için çok önemli bir aşamadır. 1994'de İstanbul Psikanaliz Grubu'nun kurulmasıyla başlayan süreç başarıyla sürmekte ve giderek hedefine ulaşmaktadır.
Psikanalitik Formasyon psikanaliste kimliğini veren sürecin adıdır yani kim olduğunun yanıtını verendir. Erişkin birey olmak sürecine verilen ad büyümek, olgunlaşmak ve eskilerin deyimi ile “kemale” ermekse, psikanalist olmak sürecinin adı da psikanalitik formasyondan geçmektir. Öyleyse psikanalitik formasyon psikanalistin kimliği sorunsalı çerçevesinde tartışılmalıdır.
Bilindiği gibi Sigmund Freud'un psikanalistin formasyonunu düzenleme sorumluluğunu ve yetkisini üniversiteler ve kamu kurumları yerine psikanaliz derneklerine bırakırken iki gerekçesi vardı. Birincisi, bu kurumlardaki hiyerarşik yapının psikanalizin doğasına aykırı olduğu görüşündeydi. İkinci olarak psikanalitik uğraşı üniversite öğrenimi