You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanalitik sürecin en önemli özelliklerinden biri, analist analizan arasında çok özel ve öznel bir ilişki kurulmasıdır. Bu ilişkinin özelliği ve öznelliği analitik çerçevenin ve analitik tekniğin temel unsurlarından köken alır. Analist ve analizan arasında kurulan bu ilişki aynı zamanda hayli yakındır da. Peki bu özel ve yakın ilişkiye mahrem niteliğini tanıyabilir miyiz?
Mahrem sözcüğü Arapça “haram” yani yasak sözcüğünden gelir. “Başkalarından saklanan, başkalarına söylenmeyen gizli şey” demek olduğu gibi “yakın akraba olduğu için evlenilmesi yasak olan” ve “bir kimsenin sırlarını bilen kişi, sırdaş” anlamlarına da gelir.1 Bunlar analist analizan ilişkisinin birçok niteliğini de tanımlarlar. Analizan analistine başkalarına söyleyemediği, onlardan sakladığı şeyleri söyler. Ayrıca analist analizan arasında özel bir ilişki kurulması yasaktır ve son olarak analist bir yere kadar ki bunu ileride tartışacağız, analizanın sırdaşı olur. Öte yandan bu sözcüğün Batı dillerindeki karşılığı olan intimité/intimacy, Latince intimus'dan gelir ve bu interior “iç” sözcüğünün dilbilimsel anlamda üstünlük bildiren biçimidir, yani “en iç” demektir.2,3 Bir insanın en derininde, en içinde olana gönderme yapar. Aynı zamanda yakın, özel, kişisel, özden anlamlarına da gelir.
İnsanlar arası ilişkilerin mahremiyet boyutu üzerinde en çok sosyologlar, antropologlar ve özellikle seksologlar durmuşlardır. Bu elbette şaşırtıcı değildir. İtalyan psikiyatr ve seksolog Willy Pasini Mahremiyete Övgü (Eloge de l'intimité)4 başlıklı kitabında, mahremiyet konusundaki