You do not currently have permission to view the full text for this document. Please sign in to an account with an active subscription or contact support.
Psikanalitik kuramın seyrinde Freud'un her bir metninin kendine özgü bir yeri olsa da, kuram içinde bir dönemeç ve kurucu metin olmaları noktasında Düşlerin Yorumu ve Cinsellik Üzerine Üç Deneme yanında Haz İlkesinin Ötesinde de özel bir yer tutar. Hatta, Haz İlkesinin Ötesinde'de ortaya konulan kuramsal açılım, psikanalitik kuramın geriye doğru da bir yeniden okunması ve değerlendirilmesi gerekliliğini çağırır.
Bahsedilen ilk iki eser her ne kadar psikanaliz dışından yoğun eleştirilere konu olsalar da, psikanaliz çevresi içinde -çeşitli kısımlarına yönelik farklı tartışmalar ve yorumlara rağmen- genel bir kabul görürler, görece makul karşılanırlar. Buna karşılık, Haz İlkesinin Ötesinde, psikanalistler arasında başka hiçbir Freud eserinin neden olmadığı kadar ve yüzyıl sonra halen süren keskin bir yarılma ve kamplaşma yaratmıştır; bölünmenin tarafları, her ne kadar bu eseri Freud dehasının geç dönem yükselen bir sesi olarak hayranlıkla ansalar da, buradaki tezleri kuramsal bir sıçrama olarak görenler ile fazlasıyla spekülatif kuramsal bir gerileme olarak değerlendirenler ayrı saflara savrulurlar. Üstelik bu saflaşma, farklı önceliklere vurgu yaparak birbirinden ayrışan farklı psikanaliz okulları ve çevrelerinin her birinin kendi içinde bile oluşur; aynı okulun kimi önemli temsilcileri bu eserin en önemli argümanları hakkında karşıt konumlara yerleşirken, karşıtlaşıp ayrıştıkları rakip çevrenin önde gelen üyeleri ile (düşman kardeşler gibi) yan yana düşer.
Haz ilkesinin (anlamlı) bir ötesi var mıdır?
Ölüm dürtüsü psikanalitik kuramın tamlayıcı bir halkası mı yoksa biyolojik bir indirgeme, spekülatif bir tarihötesi söylem midir?
“Tüm yaşamın hedefi ölüm” müdür; ölümümüzden kaçmak için mi öldürmek zorunludur?